NPK GÜBRELER

NPK gübreleri de denilen Azot, Fosfor ve Potas üçlüsünden başka, Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg), Kükürt (S), Çinko (Zn), Bor (B), Bakır (Cu), Mangan (Mn), Demir (Fe), Molibden (Mo), Klor (Cl), Sodyum (Na), Silisyum (Si) gibi elementler de bitkinin normal gelişmesi için gereklidir. Bu maddelerin noksanlığı gelişmeyi durduracağı gibi, toprakta fazla miktarda bulunması da zehir etkisi yaparak verimi düşürecektir.

Bir diğer önemli husus da, bu maddelerin birisinin diğerinin üzerine etki yaparak, bitkilerce faydalanmasını kolaylaştırmasıdır. O halde bu maddelerin toprakta bulunmaları yetmeyecek, aynı zamanda belli oranlarda ve hepsinin yeterli ölçüde, yan yana bulunmaları zorunlu olmaktadır.

ÇİNKO (Zn):

Bu elementin eksikliğinin nedeni genellikle Fosfor fazlalığından kaynaklanır. Toprakta yararlı Çinkonun düşük düzeyde bulunması, düşük toprak sıcaklığı, serbest kirecin varlığı, organik maddenin düşük, Fosfor düzeyinin yüksek oluşu ile ilgilidir. Topraktaki yüksek düzeydeki yararlı Fosfor, Çinko yönünden orta düzeyde olan topraklarda, düşük sıcaklıklarda, bitkide Çinko eksikliğine neden olmakta, ancak yüksek sıcaklıkta bu eksiklik görülmemektedir.
Çinko noksanlığı ayrıca yaprakların normal büyüklüklerini almalarını engellediği gibi bunların şekillerinin de değişmesine neden olur. Çinko noksanlığında ağacın yaprak sistemi seyrekleşir ve boğum araları kısalır. Çinko noksanlığına maruz kalan ağaçların verimlilikleri de azalmaktadır.

Meyve ağaçları içerisinde Çinko noksanlığı en çok turunçgillerde görülür. Örneğin tahıllarda Çinko noksanlığı genç yaprakların normal yeşil renklerini kaybederek kırmızımsı bir renk almalarına, yaşlı yaprakların ise ölmelerine sebep olur. Tahıl samanının grimsi bir renk göstermesi de Çinko noksanlığının tipik bir sonucu olarak kabul edilmektedir. Çinko noksanlığı bitkilerde genellikle kök teşekkülü üzerine de önemli bir etki yapar ve bitkide kök sisteminin çok zayıflamasına neden olur. Yüksek pH’larda da alımı azalır.

BAKIR (Cu):

Bakır bitkilerde polen oluşumu ve döllenme işlemi ve dolayısıyla tohum ile meyve oluşumunu sağlamakta ve bitkiler Bakır beslenmesinden doğrudan etkilenmektedir. Bakır eksikliğinde yaprak damarlarında renk açılmaları başlar. Bu renk açılmaları ilerleyince sarı beyaz bir renk alır. Yapraklar geriye doğru kıvrılır ve bitki şemsiye şekline dönüşür.
Bakır noksanlığında ortaya çıkan en tipik araz dallarda görülen uç kurumasıdır. Bakır noksanlığında meyve ağaçlarında dallar uçlarından itibaren kurumaya başlarlar ve kuruyan kısımlar da sonradan aşağıya kıvrılırlar. Ölü kısımların hemen altında bulunan gözlerden yeni sürgünler meydana gelirse de Bakır noksanlığı devam ettiği taktirde bunlarda da uç kuruması görülür ve böylece ağaç birkaç yıl içerisinde çalımsı bir hal alır.

Bakır noksanlığı ağaçların, Çinko noksanlığına nispetle, daha çok küçük kalmalarına ve cüceleşmelerine sebep olur. Bakır noksanlığında, bazı hallerde, ağaçlarda rozet oluşumu ve zamk akıtma da görülür. Bakır noksanlığında ayrıca yapraklarda kloroz problemi ortaya çıkar ve noksanlık şiddetli olduğu zaman yapraklar dökülürler ve aynı zamanda sürgünlerde ölürler.

Bakır noksanlığında tahıllarda bazı hastalıklar ortaya çıkmaktadır ki bunlardan en önemlisi “Toprak Islahı” hastalığıdır. Bu hastalığa bu ismin verilmesi sebebi ise hastalığın özellikle yeni ıslah edilmiş organik tabiattaki topraklarda görülmesidir. Toprak ıslahı hastalığının en önemli arazı ise yaprakların ve özellikle yaprak uçlarının gri veya beyaz bir renk almaları ve sonradan da yaprakların arkaya doğru kıvrılmalarıdır.

Diğer mikro elementler gibi Bakır fazlalığı da bitkiler üzerine toksik bir etki yapmaktadır ve Demir ve Mangandan olduğu gibi, bitki beslenmesi bakımından topraktaki Bakırın mutlak miktarından çok bunun diğer ağır metal miktarlarından olan oranı önemlidir.

DEMİR (Fe):

Kireçli veya taban suyu yüksek topraklarda veya aşırı Mangan içeren topraklarda eksikliği çok görülür. Özellikle genç yapraklarda sarı-beyaz renkte renk açılmaları şeklinde ortaya çıkar. İlkbaharda, erken sonbaharda ve çok kuru ortamlarda da eksiklik artar. Demir, bitki dokularında genellikle 50-200 ppm arasında bulunur. Sayısız reaksiyonları, enzim faaliyetlerini, klorofil sentezini ve klorofil oluşumunu dolayısıyla protein ile fotosentezi etkileyen önemli bir mikro elementtir.

Demir Eksikliği Belirtileri:

Genellikle topraktaki Kalsiyum fazlalığı Demir alımını engeller. Demir eksikliği olan yapraklarda damarlar yeşil kalır, damar araları sarıdır. Eksikliğin ilerlemesi halinde tam sararma ve sonra da kuruma görülür.
Demir noksanlığına, meyve ağaçlarında, diğer bitkilere nispetle daha çok rastlanmaktadır. Özellikle turunçgiller Demir noksanlığına karşı çok hassasiyet gösterirler. Aynı durum elma ve ayva ağaçlarında da görülür. Gerek meyve ağaçlarında gerekse bitkilerde sık sık ortaya çıkan Demir noksanlığı ile ilgili olan olumsuzluk; bu besin maddesinin topraktaki miktarının düşük bulunmasından çok, çeşitli faktörlerin etkileriyle bitkinin toprakta bulunan Demirden faydalanamamasıdır.

MANGAN (Mn):

Mangan noksanlığı da ilk olarak yaşlı yapraklarda renk değişikliklerine neden olur. Mangan noksanlığında yapraklarda kendisini gösteren kloroz problemi, damarlar arasından başlamak üzere, özellikle gelişmenin ilk dönemlerinde Demir noksanlığı ile ilgili probleme büyük bir benzerlik gösterir. Yalnız Demir noksanlığına ait arazın ilk olarak genç yapraklarda ortaya çıkmasına karşılık, Mangan noksanlığı önce yaşlı yapraklarda kendini göstermektedir.

Tahıl bitkileri içerisinde Mangan noksanlığına karşı en çok hassasiyet gösteren yulaftır. Mangan noksanlığı ile ilgili olarak yulafta ortaya çıkan hastalığa “Gri Benek Hastalığı” denilmektedir. Mangan noksanlığında buğday, arpa ve diğer tahıl bitkilerinde ortaya çıkan araz yulafınkine çok benzemektedir. Mangan noksanlığında şeker pancarı ve diğer pancar bitkilerinde kendini göstermesi de çok karakteristik olup buna “Sarı Leke Hastalığı” denilmektedir.

Bu bitkilerde yapraklar normale nispetle çok daha dik bir durum alırlar ki bu doğrudan doğruya yaprak kenarlarının üste doğru bükülmeleriyle ilgilidir. Mangan noksanlığı meyve ağaçları yapraklarında da tipik kloroz probleminin ortaya çıkmasına sebep olur. Örneğin elmada yaprak damarları arasında renk değişir ve bu değişiklik yaprak kenarlarından başlayarak orta damara doğru ilerler. Daha ileri devrede ise yalnız yaprak damarları yeşil renktedirler.

Meyve ağaçlarında bazen Mangan ve Demir noksanlıkları aynı zamanda ortaya çıkar.

Mangan Eksikliği Belirtileri:

Eksikliği halinde yaprakta tarak dişi şeklinde sararmalar görülür. Kloroz yaprak kenarlarında her iki taraftan ilerler. Yaprakların zarar görmesiyle beraber meyve gelişmesi yavaşlar. Mangan eksikliğinin yapraklarda ortaya çıkmasına neden olduğu tipik belirti genç, açılmış bulunan yapraklarda damarlar arası klorozdur.

Mangan fazlalığı özellikle asitli topraklarda büyük bir sorundur.

MAGNEZYUM (Mg):

Magnezyum klorofilin bileşiminde yer aldığından noksanlığında yapraklarda yeteri kadar klorofil oluşamaz ve bunun doğal sonucu olarak da yapraklarda kloroz problemi ortaya çıkar. Magnezyum noksanlığı ilk olarak yaşlı yapraklarda kendini gösterir. Klorofil molekülünün merkezinde bulunur ve bitkilerin organik madde üretimleri için güneş enerjisinin kullanımını yönetir. Vitaminlerin oluşumunda görev alır. nişasta ve protein oluşumunda önemli bir yere sahiptir.

Magnezyum Eksikliği Belirtileri:

Magnezyum eksikliğinde karakteristik olarak yaprakların ana damarları arasında ve yaprak kenarlarında açık renkli çizgiler belirir. Yaprak kenarları ile yaprak ana damarları arasında yeşil rengin tamamen kaybolmasına karşılık, yaprak kenarları uzunca bir süre normal yeşil renklerini muhafaza edebilirler.
Magnezyum noksanlığının çok şiddetli olduğu hallerde ise yapraklar hemen hemen beyaz bir renk alır ve bu zamandan itibaren de dökülmeye başlarlar.

Yaprak dökümü bazen çok şiddetli olur ve meyve ağaçlarında, özellikle elma ağaçlarında, oldukça fazla meyve bulunmasına karşılık hemen hiç yaprak kalmaz. Bu gibi hallerde ağacın yalnız tepesindeki sürgünlerde çok az sayıda yaprak bulunmaktadır.

Magnezyum noksanlığı bitkide gelişmeyi zayıflatır ve böylece ürün miktarının önemli derecede düşmesine sebep olur. Yalnız yıllık bitkilerin gelişmelerinin son periyodunda ortaya çıkan Magnezyum noksanlığının bu bitkilerde ürün miktarı üzerine o kadar önemli bir etki yapmamasına karşılık, bunun meyve ağaçları gibi çok yıllık bitkilerdeki etkisi şiddetli olmaktadır. Özellikle topraktaki Azot miktarının düşük bulunması ve kuraklık, Magnezyum noksanlığının şiddetini daha da arttırmaktadır.

KALSİYUM (Ca):

Kalsiyum noksanlığı ilk olarak genç yapraklarda, sürgünlerde, köklerin büyüme yerlerine yakın kısımlarda kendini gösterir. Bu durum bir yandan Kalsiyumun, diğer bazı besin maddelerinden farklı olarak, bitki bünyesinde hareket edemediğini, öte yandan da bitkide yeni gelişmelerin olabilmesi için Kalsiyuma gereksinim duyduğunu göstermektedir.

Kalsiyum noksanlığı genç yapraklarda kloroz probleminin ortaya çıkmasına ve böylece yaprakların normal yeşil renklerini kaybetmelerine sebep olur. Noksanlığın şiddetli olduğu hallerde ise yapraklarda nekrozlar görülür. Kalsiyum noksanlığı bitkilerde ayrıca yaprak uçlarının ve yaprak kenarlarının yukarıya veya aşağıya doğru kıvrılmasına dolayısıyla yaprakların şekillerini kaybetmelerine yol açar.

Kalsiyum noksanlığında büyüme yerleri çoğunlukla öldüğünden bitkide yeni sürgün meydana gelmez ve bitkinin kök sistemi de bu noksanlıktan çok zarar görür.

KÜKÜRT (S):

Klorofilin teşekkülü; diğer faktörler yanında bitki bünyesinde yeterli ölçüde Kükürdün bulunmasına da ihtiyaç gösterdiğinden, Kükürt noksanlığında ilk olarak yapraklarda kloroz problemi ortaya çıkar. Kükürt eksikliği sürgünlerin zayıf olmasına neden olur. Genç yapraklarda sarımsı-beyaz renk açılması oluşur. Yaprak kenarlarında yama gibi kurumalar, damarlarda koyulaşmalar görülür. Kalite bozulur. Bu eksiklik Süper Fosfat veya Azot kaynağı olarak da Amonyum Sülfat uygulamak ile giderilebilir.

BOR (B):

Bor noksanlığı ortaya çıkan en tipik arazlar;


-Bitkilerde büyüme noktalarının ölmesi, yapraklarda renk değişimleri ve bitkide gelişmenin zayıflaması,
-Sürgün ve dallarında normal uzunluklarını alamamalarına, meyvelerin küçük kalmalarına ayrıca meyvelerin iç ve dış kısımlarında mantarlaşmaya sebep olmaktadır,
-Özellikle genç sürgünlerde zamk akıtma görülür, noksanlığın çok şiddetli olduğu hallerde ise, sürgünlerde uç kuruması da ortaya çıkmaktadır,
-Elma bahçelerinde devamlı olarak Azotlu gübrelerin kullanılmaları da bu ağaçlarda Bor noksanlığına sebep olur. Çünkü fazla Azot vegetatif gelişmeyi arttırır ve böylece ağaçlar daha çok Bora ihtiyaç gösterirler. Elma bahçelerinde uygulanan fazla kireçleme de aynı şekilde ağaçlarda Bor noksanlığına sebep olmaktadır.
-Genç yaprakların şekil ve renklerinde değişiklere neden olurken, noksanlığın devam ettiği hallerde yapraklar ölürler.
-Ağaçlarda görülen kabuk çatlaması, zamk akıtma, sürgünlerin ölmeleri, çiçek ve meyvelerde anormal durumların ortaya çıkması da bor Noksanlığıyla ilgilidir,
-Şeker pancarında görülen “Öz Çürüklüğü” , turplarda görülen “Esmer Öz”, karnabaharda görülen “İçi Boş Gövde”, kerevizde görülen “Çatlak Gövde”, elmalarda görülen “Mantarlaşmış Çekirdek Evi”, turunçgillerde görülen “Katı Meyve” ve tütündeki “Tepe Hastalığı” hep Bor noksanlığının sebep olduğu hastalıklardır.
-Doğal koşullarda tahıllarda Bor noksanlığı hemen hiç görülmemiştir. Buna sebep olarak bu bitkilerin Bor ihtiyaçlarının çok az olması gösterilmektedir.

Bitkiler Bor ihtiyaçları bakımından aralarında çok az fark gösterirler. Fakat Borun toksin etkisine karşı çeşitli bitkilerin gösterdikleri duyarlılık birbirinden çok farklıdır. Öte yandan aynı bitkinin borun toksin etkisine karşı gösterdiği reaksiyon da iklim şartları, toprak özellikleri ve bitkinin kuvvetli bir gelişme gösterip göstermemesi gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişir.

Bu yüzden gerek çeşitli bitkilerin gerekse aynı bitkinin değişik şartlarda Bor ihtiyacını karşılamak amacıyla toprağa Bor ilavesinin söz konusu olduğu hallerde verilecek miktarı üzerinde önemle durulmalıdır. Kükürt uygulamaları ile pH’nın düşmesi Kalsiyum alımını azaltır, Mangan alımını arttırır. Bitki besin maddeleri arasında toprak içinde bitkilerin besin alımı yönünden çok ciddi rekabetler veya teşvikler vardır.

Bu nedenle gübreleme programlarının hazırlanması ve uygulanmasına çok dikkat edilmelidir. Bitki besin maddesi yığılmalarının en çok söz konusu olduğu sera alanlarında, toprak analizi yaptırmaksızın, sağlıklı bir gübreleme programı uygulamak mümkün değildir. Her kültür bitkisinin özellikleri ve gıda isteği göz önüne alınmaksızın, standart bir gübreleme yapılmaktadır. Gübrelemede gıda maddeleri arasındaki denge bozulur ise, diğer bir ifade ile bir veya birkaç gıda maddesi gereğinden fazla uygulanır ise, diğer gıda maddelerinin alımı zorlaşır veya tamamen durabilir.

ÖZET OLARAK:

AZOT: Büyüme engellenir, bitkinin rengi sararır. Yaprak uçları bitkinin altındaki yapraklarından başlayarak kızıl kahve olur.

FOSFOR: Kök gelişmesi engellenir, saplar uzar, bitkinin olgunlaşması gecikir. Bitkinin rengi morarır.

POTASYUM: Yaprak uçları kavrulur, sararır, saplar zayıflar. Meyve çekirdekleri kuruyup büzülür.

KALSİYUM: Yaprak uçları tarak dişi gibi parçalanır. Uç tomurcukları ölür, çiçekler olgunlaşmadan taç yaprakları ölür.

MAGNEZYUM: Yapraklar ince ve gevrek olurlar; uçlarında ve damar aralarındaki renkler, soluk sarı yeşile döner.

KÜKÜRT: Bitkinin alt kısımlarındaki yaprakları sararır, kökler ve sapların çapları küçülür.

BOR: Uç tomurcuklar açık yeşildir. Köklerde koyu lekeler görülür. Saplar çatlar.

BAKIR: Bitkilerin renkleri ağarır. Turunçgiller kırmızımsı kahve renkte, anormal büyüme gösterir.

DEMİR: Yapraklar sararır. Fakat damarlar yeşil kalır. Yapraklar yukarı doğru kıvrılır.

MANGAN: Bozulmalar demirdekine benzer. Yapraklarda ölü dokular görülerek, yaprağa pürüzlü bir görünüş verir.

MOLİBDEN: Azot eksikliği gibidir.

ÇİNKO: Uç yaprakları çok küçülür. Yapraklar ölü bölgelerde benekli hale gelir. Tomurcuk oluşumu azalır.